Heba olan
dikkatimize mi? Zayi olan enerjimize mi? Yoksa yitip giden kıymetli zamana mı
yanmalıyız? Alınan kararları yeniden değerlendirmek için kesintili ilerleme ise
sadece vakit kaybı. Kaldı ki duruşların faydadan çok zarara sebep olacağı da
biliniyor.
Dolayısıyla değişimi
güncel olarak izlemenin, ardından kusursuzca uygulamanın güçlüğü, aşılması
gereken yüksek engel olarak önümüzde duruyor. Sistemin yeniden tasarlanmasını
planlıyor, bıkkınlık ve tedirginlik yayılmadan, çetin bir görevi üstleniyor
olmalıyız.
Sürdürülebilir
değişimi tüketmek, bir başka deyişle keşfetmek ve harekete geçmek için,
devamlılık geçiştirilemez. Yenilikleri icat edenlerden, yapısal mimarileri
kurgulayanlardan eşi benzeri görülmemiş kaynaklar esirgenmiyor. Sonuç olarak icatçılar
ile kullanıcılar temelinde, derbent genişliyor ve derinleşiyor. Bu gelişmeye
teknolojik olarak layık görülen “sayısal uçurum” terimi samimi bir anlatımdır. Bitiş
çizgisi bulunmayan maratonu önde koşanlar ile izciler arasında ki mesafe
artmaya devam ediyor. Aslında demet görünümünde olan yarışmacıların piste
dağılmasını ve saçılmasını yadırgamamalıyız.
Nasıl? Nereye
kadar?


